Birliğim Gıda Sol Sabit
Sağ Sabit SARI KONAK
  • 11 Ocak 2020, Cumartesi 0:44
GülçinErşen

Gülçin Erşen

Tiyatro diye bir şey var

İlk kez 1980’li yıllarda Sarıkamış Lisesi’nde okurken, oradaki Halk Eğitim Merkezi’nde, turneye çıkmış tiyatrocu doktorların sahneledikleri “Hastane mi, Kestane mi?” oyununu seyrettiğimi anımsıyorum. Aynı oyunu, 1990’lı yıllarda Ankara’da Batı Sineması’nda Nejat Uygur Tiyatrosu’ndan da seyretmiştim. Ankara’da yaşadığım 13 yıl boyunca ağırlıklı olarak Devlet Tiyatroları’nın oyunlarını seyrederdik. (Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası konserlerini de kaçırmazdık.) Aynı alışkanlık İzmir’de daha çok özel tiyatroların (Genco Erkal, Yılmaz Erdoğan ilk aklıma gelenler…) oyunlarını seyrederek sürdü.

Milas’ta kültür – sanat etkinliklerinin ve bu etkinliklerin sergileneceği açık ve kapalı salonların yetersizliği beni en çok üzen, düş kırıklığına uğratan, en fazla eksikliğini duyumsadığım şeylerden… Yaklaşık 9 yıldır yaşadığım bu yerde, Ankara ve İstanbul’da bir yıl içerisinde izlediğim kadar “oyun” belki ancak izleyebilmişimdir. Dışarıdan gelen bir iki oyun dışında, Milas’ta gerçek anlamda tiyatro yapan kurumun Karya Tiyatro Atölyesi olduğu tartışılmaz. Kurucusu ve yöneticisi Dağlar Uygur, hem oyuncu, hem oyun yazarı hem de yönetmen olarak oldukça başarılı. Yetenek, eğitim ve bilgi ve de deneyim isteyen bu üç dalda başarılı olmak kolay bir şey değil.  Bol ödüllü “Çelebi” oyununu seyrettikten sonra ve henüz turneye çıkmadan Dağlar ile görüşürken, son derece zeki biriyle söyleşiyor olmanın keyfini de çıkardım. 

“İyice demlenmiş bir oyun”

Söyleşimize Çelebi ile başladık. Şimdi sözü Dağlar’a bırakayım: “Çelebi çok özel bir oyun oldu. Hem de metin olarak Türk Tiyatrosu’nda yerini aldı… Üçüncü sezon, 26’ıncı oyun ve 7 bin küsür seyirci… 5 dalda ödül aldı. Yazımıyla ilgili ilginç bir öykü var. Son sahneyi 2006’da yazdım. Diğerleri 2 yıl önce yazıldı. İyice demlenmiş bir oyundur. Aklımdaki “Zaman Üçlemesi” nin ilk oyunu. İkincisinin adı “Seyyah” olacak, Ocak sonunda çıkacak. Çelebi artık Milas dışında daha çok sahnelenecek. Örneğin; Konya’da Devlet Tiyatroları Sahnesi’nde… Nazilli, Bodrum, Muğla’da salon bulamıyorum… 219 yaşındaki bir duvarın konuşmasını Alp Öyken seslendirmeyi kabul etmeseydi, oyunu rafa kaldırabilirdim. Seyyah bitecek, yeni oyunun sancıları başlayacak…”

Karya Tiyatro Atölyesi 10 yıllık ve sahnelediği oyunları hep kendi yazıyor. Ulusal ve uluslar arası tiyatro festivallerinde Milas’ın adını pek çok kez duyurdu. “Biz atölye geleneğini bozmak istemiyoruz. Tiyatroda en büyük sıkıntı oyun yazarı yetişmesi” diyen Uygur, kendi tiyatro serüvenini özetle şöyle anlattı: “İlkokulda başladı. Sahne tozu hikayesi vardır ya… Lisedeyken, Genco Erkal’ın oyununu izledim. ‘Tiyatrocu olacağım’ dedim. İstanbul Pera Güzel Sanatlar Akademisi Oyunculuk Bölümü’ne gittim. İkinci sınıftayken orada sahne almaya başladım. (2005’de 95 puan ile okul birincisi olarak mezun olmuş.) İstanbul’da iki tiyatro kurdum. İstanbul Ege’de doğan biri için zor bir şehir. Milas’a döndüm. Eğitmenlik yapmayı istiyordum. (2010’dan bu yana 2000 çocuk eğitmişizdir.) 2011’de MİŞTİ (Milas Belediyesi Şehir Tiyatrosu)’yi yönetmeye başladık. O zamanlar kalan çekirdek kadro ile 2 – 3  sene içinde Türkiye çapında duyulmaya başladık. ‘Üç Kuruşluk Opera’ bu işin zirvesi oldu. Ödüller aldık. Nebi Uslu Tiyatro Şenlikleri’ni liseler arası bir oyun yarışması şeklinde düzenliyorduk. Bizim o dönemde ödül verdiğimiz oyuncular, şu anda konservatuarda ya da televizyonda iyi dizilerde iyi rollerde… 2017’de MİŞTİ’yle yollarımız ayrıldı. Daha önce Kültür Müdürlüğü kaldırılmıştı. İlk kez Sosyal Demokrat bir belediyede böyle bir şey oldu.” 

Bölgenin tek resmi sanat okulu

Dağlar Uygur sözlerini söyle sürdürdü: “Biz de Karya Tiyatro Atölyesi’ni bir sanat okuluna dönüştürdük. Bölgenin tek resmi sanat okuluyuz… Burada sanatın her dalında eğitim almak mümkün, yalnızca tiyatro değil; müzik, dans… Dışarıdan da oyunlar getirmeyi düşünüyoruz. Çocuk oyunları konusunda çok hassasız. Kesinlikle pedagoglarla çalışmak istiyoruz. Tiyatro pahalı bir iş. Ama, çocuklar için bir seçenek değil, zorunluluk olmalı. Bütün çocuklara, okullara ücretsiz olmalı. (MİŞTİ bünyesindeyken, 47 köyde okul bahçesi, kantin, köy kahvesi, bulduğumuz yerlerde oynadık…)”  

Para kazanmanın kendileri için hep geri planda, önceliğin sanatta olduğunun altını çizen Dağlar Uygur, “İnternet dizisi” projesinden de söz etti; “Aklımız ve işbirliğimiz ile imece tarzı sağlam bir senaryoyla bu işi yapacağız” dedi. Ben de Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo ve Televizyon Bölümü’nde okurken, sinema ve film yapımı konusunda eğitim almış bir gazeteci olarak, bu işin içinde yer almak istediğimi belirtmeden geçmedim. Ayrıca; sanata, sanatçıya, yetenekli, istekli ve başarılı gençlere destek vermeyi görev sayıyorum.

(1982 Mudurnu doğumlu Dağlar Uygur’in 1999’da başlayan Tiyatro Serüveni, eğitimi, kariyeri, ödülleri konusunda 4 sayfalık bir özgeçmişi var. Meraklısı bulur, okur. Ama, ben Karya Tiyatro Atölyesi’nin oyunlarına gelin, tiyatro seyredin demekle yetiniyorum.)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık