• 05 Haziran 2020, Cuma 9:19
GülçinErşen

Gülçin Erşen

Karantina dönemine ilişkin...

Bu dönemde birçok kişi özel yaşamlarını ve fotoğraflar içeren "Günce" tarzı paylaşımlar yapıyor. Birkaçını beğenerek izliyor, denk geldikçe okuyorum.

Örneğin, Ankara'da yaşadığım dönemlerden aile dostu olarak ve gazeteciliğimden ötürü tanıdığım Av. Şenal Sarıhan'ın eşi Zeki Sarıhan'ın güncesi bana da esin kaynağı oldu. Gerçi, 1990- 2009 arası onlarca ajandayı dolduran günlüklerimi, yaşamımda yeni bir evreye geçerken yıllar önce yok ettim. İçindeki onca anı, belge, şiir, öykü denemelerini anımsayınca, bazen hayıflanıyorum.

Eve kapandığı dönemde; en üretken, verimli, doyurucu çalışmalar yapanlar bence sanatçılar oldu. Kadın opera sanatçısının balkonundan verdiği konser, elektronik ortamda internet aracılığıyla birlikte yapılan ve paylaşılan müzik eserleri büyük beğeni topladı. Evindeki eşyaları, duvarları rengarenk resimlerle donatanlara gıpta ettim. Canlı yayımlanan internet söyleşilerinden bazılarını beğeniyle izledim ve çok yararlandım...

Ben zaten yıllardır evde bilgisayarımın başında yazı, haber üretiyorum. Bu açıdan değişen bir şey olmadı. Sosyal medyayı etkin kullanırken, ilk haftalarda yoğun paylaşımlardan gına geldi. Yalnız; Türkiye'nin ve dünyanın öbür uçlarındaki; Çin, Avustralya ve Kanada'daki dostlarla, akrabalarla daha sık yazışıp, Whatsapp'tan görüşmeye başlamak hoş oldu.

Çalışan kadının, ev işleri ve hamaratlık konusunda ev kadınlarından pek farkı yoktur; hatta işleri ve sorumlulukları daha fazladır. Kendimden ve bazı arkadaşlarımdan biliyorum. Ev kadınları bile yardımcı tutarken, ben kırk yılda bir böyle hizmet aldım. Ama, karantina döneminde yeme içme ve mutfak işlerine ağırlık verdiğimiz doğru. Bir de üç beş gün arayla evden çıkıp, gereksinim duyduğumuz şeyleri alma ve halletme işi yalnızca bende olunca, çok yorulup, bıktığımı belirtmeliyim. Hızlı hızlı gidip gelmek, deniz manzarasının ve sahil yolunun tadını çıkarmamı bile önledi bazen. Sevdiklerimizle yüzyüze söyleşmeyi, sarılıp kucaklaşmayı özledik... Sosyal medyada saatlerce oyalanmak, üzerimizde biriken tembellik ve üşengeçlik olmasa daha kimbilir neler yapar, üretirdik. Benim bu dönemde yaptığım 2 önemli ve güzel şey oldu: Online eğitimle TESOL sertifikası almak ve oğlum Deniz'i Reiki 1'e uyumlamak...

Pek de normal sayılmayacak "Normalleşme" sürecine geçerken, ilk birkaç gündeki gözlemlerim; yöresel, ulusal ve küresel bazda; "Biz adam olmayız" dedirtti. İnsanlığın genelinin korona ve pandemiden ders almadıkları, bazılarının bildiklerini okumayı sürdürecekleri, hattâ daha da azıtacakları yönünde karamsar görüşlerim beslenirken; içimden aslında hiçbir şeyin artık aynı olmadığını; pekçok şeyin değiştiğini, değişmenin kaçınılmaz olduğunu, benim, oğlumun ve kedimizin de kısa süre içinde ne denli farklılaştığını düşünüyorum.

İnsan da dünya da inişli çıkışlı, dalgalı bir seyir izliyor gibi görünse de, bizim zaman ve yaşam olarak algıladığımız süreçte sürekli değişim ve gelişim içinde evriliyor... Daha büyük bir bütünün parçası olarak... Ve sıradan bir canlı bile o bütündeki evrilmede etken ve de ondan etkileniyor.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık