Birliğim Gıda Sol Sabit
Sağ Sabit SARI KONAK
  • 11 Eylül 2019, Çarşamba 6:03
CelalDurgun

Celal Durgun

HANGİ PERİNÇEK?

Marksist mi? Leninist mi? Maocu mu?

Komünist mi? Sosyalist mi?

Çinci mi? Kübacı mı?

Kemalist mi? Milliyetçi mi?

Türkiyeci mi?

            ***

Bir dönem, Marksizim-Leninizm'i savundu.

Sonra, Mao'ya sarıldı.

Çin'i övdü, Sovyetler'i yerdi.

“Sosyal emperyalizm” diye tutturdu.

“Halkın sulalesi” denen cenahın başını çekti.

12 Mart'ta, 12 Eylül'de tutuklandı.

Kendisi anlatmasa da, ağır işkencelere maruz kaldığı söylendi.

Ergenekon davasında yıllarca hapis yattı.

Araştıma kitapları yazdı, binlerce makalesi yayınlandı.

Kurduğu partilerin hemen hepsi Anayasa mahkemesince kapatıldı.

İşçi Partisi Genel Başkanı iken bu kez kendi partisini kendisi kapattı ve Vatan Partisi'ni kurdu.

            ***

90'lı yılların ikinci yarısından itibaren Atatürk'ü savunmaya başladı.

CHP'yi 6 Ok'u sahiplenmemekle suçladı, aynı partiye birlikte seçime girmeyi teklifi götürdü.

DYP+SP koalisyonuna cepheden karşı çıktı.

28 Şubat'ta, askerlerin laiklik vurgusuna katıldı.

“Devrim kanunları” uygulansın kampanyasını başlattı.

            ***

AKP hükümetlerine karşı sert muhalefet yürüttü.

AKP'yi, ABD'nin kurduğunu iddia etti.

Devlet'in başındakini“BOP Eş Başkanı” ilan etti.

AKP'yi, “cumhuriyet yıkıcısı”, “vatan satıcısı” gösterdi.

AKP'nin, Irak'ta ABD ile birlikte hareket ettiğini iddia etti.

AKP kapatılsın kampanyası açtı, Anayasa Mahkemesi'ne baş vurdu.

AKP'nin yöneticilerini “ihanetle” suçladı...

Ergenekon davasındaki savunmasında AKP'nin kurucularına çok ağır ithamlarda bulundu:

“Türkiye kahramanlarını köpeklere, itlere boğduruyor... Kahramanları intihar eden bir devletin yargısı başka bir büyük devletin infaz memurluğuna dönüşür... Bu hükümeti devirememişiz, yazıklar olsun bize...Gladyonun bir numarası Abdullah Gül, iki numarası Tayyip Erdoğan, üç numarası Fetullah Gülen...” dedi.

Yıllar sonra çark etti:

Yazdıklarını, söylediklerini unuttu!

Muhalefet değil, iktidar ortağı gibi konuşmaya başladı!

Bir numaralı “Reis” sever oldu!

Partililerini azarladı!

“Bu Tayyip Erdoğan düşmanlığı, bizim (vatan partisi) programımızda değil (yok), açık söylüyorum, sevmeyin beni... Ama AK Parti'yi ve Recep Tayyip Erdoğan'ı da dışlayarak Türkiye buradan çıkamaz. Vatan Partililer de bunu söyleyince yakama yapışıyor. 'Tayyip Erdoğan'la beraber mi Türkiye'yi yöneteceksin?' Evet Tayyip Erdoğan ile beraber Türkiye'yi yönetmeye mecburuz.

Türkiye, Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde tek başına onunla buradan çıkamaz ama onsuz da buradan çıkamaz. Çünkü hala arkasında Türkiye'nin yarısı var. Devlet Bahçeli de onunla birlikte, ikisi Türkiye'nin yarısı ediyor. Bir de onun tabanında vatansever, emekçi, zanaatkar güçler var.

Tayyip Erdoğansız bir hükümet kurmaya kalktığınızda o hükümet, FETÖ, PKK, CHP, İYİ Parti hükümeti olur. Onlar da Türkiye'yi yangın yerine çevirir...”

            ***

Sayın Perinçek, FETÖ'yü besleyip büyüteni, makam ve mevki dağıtanı umutmuşa benziyor!

Sayın Perinçek'in, Oslo'da PKK ile masaya oturulmasına onay veren zamanın başbakanına, veryansın ettiği günleri hatırlamıyor!

Şimdi, iktidarla birlikte yürüyor!

İktidarın başı ile görüşüyor!

Benim başım döndü, O'nun ki dönmüyor.

Benim midem bulanıyor, O'nun ki bulanmıyor.

Hayır, Sayın Doğu Perinçek; Türkiye, AKP'ye mahkum değildir.

Kanunsuzluğa, yasa tanımazlığa, adaletsizliğe alkış tutmayacağız.

Bir o yana, bir bu yana savrulmayacağız.

İlkelerimizden ödün vermeden hedefe, inatla yürüyeceğiz.

PKK'yı da yeneceğiz, FETÖ'yü de kovacağız.

İstanbul seçimleri de gösterdi ki, Erdoğan+Bahçeli yarım bile etmiyor artık.

            ***

Yabancı bir basın mensubu Doğu Perinçek'e sormuş:

"Darbe girişiminin aydınlatılmayan yönleri var mı, varsa siyasi ayağın kimler?”

Cevap:

"Siyasi ayak var: Abdullah Gül, Babacan ve Davutoğlu. İşte bunlar FETÖ'nün siyasi ayağı.

Amerika denetimindeki muhalefet siyasi ayak diye Tayyip Erdoğan'ları göstermeye çalışıyor. Tayyip Erdoğan FETÖ'yle ölümüne savaşıyor.  Ölümüne savaşanlara siyasi ayak demek hiç gerçekçi olmuyor."

            ***

Sayın Perinçek, kendisini inkar ediyor.

Gladyo'nun iki numarası ilan ettiğini, başına taç yapıyor.

Sayın Abdullah Gül Cumhurbaşkanı, Babacan Hazineden Sorumlu Devlet Bakanı, Davutoğlu Başbakan iken; FETÖ'nün okullarını açmışlar, yabancı ülkelerdeki konsolosluklara FETÖ'ye yardımcı olmaları için yazılar göndermişler, FETÖ'nün militanlarını orduya, emniyete, bakanlıklara yerleştirmişler...

 Sayın Erdoğan'ın olup bitenlerden haberi olmamış!

Peki;

Milli Güvenlik Kurulları'nda alınan kararlara “şerh” koyan kim?

Fetullah'ın toplantılarında konuşan kim?

Kameralara birlikte poz veren kim?

“Bitsin bu hasret” çağırısında bulunan kim?

Ne istediyse veren kim?

Malum davanın savcılığına soyunan kim?

O savcıları, o hakimleri o makamlara atayan kim?

Zırhlı aracını FETÖ'cü savcıya veren kim?

            ***

Sayın Perinçek diyor ki; “Türkiye, çok kritik bir mücadele veriyor. Bu süreçte yapılan haksızlıklar görmezden gelinebilir. Zaten cezaevindekilerin tamamı PKK'lı ya da FETÖ'cü. 70 bin kişi içerdeyse, haksızlığa uğrayan 700 kişi yok. Şu an yargı tarafsız ve 'Ak Parti'nin yargısı' tartışmaları yersiz”

Neresinden baksan yanlış, neresinden tutsan elinde kalacak cinsinden!

Gerçek öyle değil.

İktidarın hoşuna gitmeyen açıklamalarda bulunan hemen herkese soruşturma açılırken, iktidarın ağır eleştirilerine, haksız ithamlarına göz yumulduğunu görüyoruz, biliyoruz.

            ***

Sanki;

İmam Hatiplilere özel muamele yok.

Atatürkçü yöneticiler görevlerinden alınmamış, sürülmemiş!

Atatürkçü aydınlara, yazarlara soruşturma açılmamış.

FETÖ'nün siyasi ayağı gün yüzüne çıkarılmış.

Cumhuriyet'e, Sözcü'ye, yazarlarına davalar açılmamış;

FETÖ ile mücadele etmenin ötesinde, adeta savaşırcasına  kitaplar yazan yazarlar-çizerler soruşturmalara maruz bırakılmamış.

Koca Türkiye'de, topu topu“700 kişi haksızlığa uğramış!”

Bu kadar kabahat “kadı” kızında da bulunur!

Böyle günlerde bazı yanlışlıklar yapılabilir.

Hoş görmeliyiz, sineye çekmeliyiz.

Olsun... Bazen sapla saman karışabilir...

Olmaz Sayın Perinçek.

Hakim, adalet dağıtırken ön yargılarından, uzak durmak zorundadır.

Yargılanan kişi, PKK'lı da olsa, FETÖ'cü de olsa, adil yargılanmalıdır.

Sapla saman karıştırılmadan, hak-hukuk ve adalet yerini bulmalıdır.

            ***

Devirmek istediğiniz hükümetten, “Milli Hükümet” çıkarmayı düşlüyorsunuz!

“Gladyo'nun ikinci adamı” ilan ettiğiniz AKP Genel Başkanı'nı sahipleniyorsunuz.

Açıklar mısınız?

Dün söyledikleriniz mi doğru, bugün söyledikleriniz mi?

Dün, “ABD'nin yanında” diyordun, bugün “karşısında” diyorsun.

Dün, “Suriye bataklığına sürükleyen” diyordun, bugün “kurtarıcı” gösteriyorsun.

Dün, “PKK'ya yüz veriyor” diyordun, bugün “savaşıyor” diyorsun.

Dün, Seyit Rıza'nın heykelini kurdurdu, Şehy Said'i andı diyordun, bugün susuyorsun.

Dün, “andımızı yasakladı” diye bağırıyordun, bugün konuşmuyorsun.

Dün “vatan batırıcısı” diyordun, bugün vatan “kurtarıcısı” ilan ediyorsun.

Dün eleştiriyordun, bugün övüyorsun.

Dün bu taraftaydın, bugün karşı taraftasın.

            ***

Sayın Perinçek, Erdoğan'ı İslami Kemalist” olarak değerlendiriyor! ( ne demekse)

Atatürk'ün resimlerinin indirildiği, meydanlardan, okullardan “Atatürk” adının silindiği, devrimlerin inkar edildiği, mirasının talan edildiği günleri yaşarken...

Kur'an Kurslarında, tarikat yurtlarında, dinci vakıflarda cinsel tacizlerin ayyuka çıktığı günlerin içindeyken...

Diyanet İşleri Başkanı'nın, hala o koltukta oturuyor olmasına karşın...

İç ve dış siyasetin tarumar edildiği yanlışlar yapılırken...

Üretimin durduğu, ithal ekonomisinin uygulandığı, özelleştirme uygulamasının yaygınlaştırıldığı zor günler yaşanırken...

Mustafa Kemal Atatürk'e ve İsmet İnönü'ye “iki ayyaş” diyen mi “Kemalist?

“Milliyetçiliği ayakları altına alan” mı” Kemalist?

“Cumhuriyet =  oy” diyen mi Kemalist?

“Hem Müslüman hem laiklik olmaz” diyen mi Kemalist?

            ***

Kraldan fazla, kralcı oldunuz!

Dağlarımız talan ediliyor, ovalarımız yok ediliyor, ormanlarımız yakılıyor, madenlerimiz satılıyor görmüyorsun, konuşmuyorsun, yazmıyorsun.

Gazetene sansür koyuyor, yazanı kınıyorsun.

Televizyonun göstermiyor.

Metin Feyzioğlu'nu koruyor, Türk-İş Genel Başkanı'na sahip çıkıyorsun.

İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı ikinci oylamasında adayınızı çekmediniz.

Yüz bin oyunuz vardı, kaybedeceğinizi bile bile seçime girdiniz.

AKP'nin adayıyla görüştünüz.

Yani, milletin parasını tarikatlara, dinci vakıflara aktaran anlayışa destek oldunuz.

Rantçıların, rüşvetçilerin, asalakların yanında durdunuz.

“Siyasal İslam”la buluştunuz.

                                               ***

“23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı”nı da yanlış bulmuştunuz.

Hatta daha ileri giderek “Atatürk peygamber değil... demiştiniz.

Gericilerin ekmeğine yağ-bal olmuştunuz.

                                               ***

Sol'dan, sağa geçenleri çok gördüm, hepsi unutulup gittiler...

Fakat sizin, sağa geçmenizi affetmeyeceğim.

Kusura bakmayın iki örnek vereceğim:

Mustafa Kemal Atatürk, Sevr'i imzalayan, Vahdettinle birleşseydi;

Amerikancı ya da İngiliz sever mandacıların sözünü dinleseydi;

Türkiye Cumhuriyet'ini kurabilir miydi?

İran'da, TUDEH'in başına gelenler sizin de başınıza gelmesin.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık