• 10 Şubat 2020, Pazartesi 9:14
MehmetOğultürk

Mehmet Oğultürk

 AH ŞU TELEVİZYON PROGRAMLARI

Gündüz olsun,  akşam olsun ekran karşısında oturup rahatça ve ilgiyle izlediğim bir program yok. Ne kadın programları, ne diziler ne de tartışma programları. Haber ve hava durumu programları dışında hiçbiri ilgimi çekmiyor.  Hepsi birden aynı anda reklama girmiyorlar mı hemen televizyonu kapatıp radyoyu açıyorum.  Müzik programlarını dinliyorum.  O da olmazsa belgeselleri  yayımlayan  televizyonları  seçiyorum.  Medya için reklam elbette gerekli. Ya kitap serisi, ya baston, ya  tıraş bıçağı ya da bıçak reklamı. Aynı reklamı dakikalarca tekrar tekrar izlemek bıktırıyor insanı.  Bu yüzden belgeselleri izlemek daha güzel  ve  cazip geliyor bana.
Tartışma ve atışma programları.  Bu programlardaki konuşmacıları, yapımcılar  mı yoksa televizyon patronları  mı seçiyor bilmem.  Her programda aynı adamlar ya da hanımlar. Ülkenin,  hem   bilgili, hem kültürlü hem de saygın başka  adamları yok mu ? Konuşmacıların her  biri  her konuda uzman ya da  otorite gibi. Bilmedikleri  yok. Hele ben bir hukukçuyum, ben bir emekli  askerim, ben bir gazeteciyim deyip, konuşanlar var ya  her  şeyi biliyorlar. İlgi alanları olsun olmasın,  bıkıp usanmadan konuşuyorlar. Bıraksanız sabaha kadar konuşacaklar. İktidar yandaşları da, muhalif olanlar da.  Bir hafta boyunca  Kanal İstanbul’ u konuştular. Bir hafta  da  FETÖ’ nün siyasi ayağını konuşacaklardı. Elazığ ve Malatya depremleri  araya girdi. Bir çok bilim adamını ekranlara çıkartıp konuşturdular. Bu insanlar yıllardır konuşuyorlar, şurada, burada şu nedenle depremler olacaktır dediler. Ne önlemi aldılar? Kocaman bir hiç. Kader dediler, fıtrat dediler. Eğer kaderi değiştirmek insan oğlunun elinde değilse ve  kaçınılmaz ise Cehennem niye?
 Sıra  Ekrem İmamoğlu’nda.  Yandaş medya denilenler var ya, Ekrem İmamoğlu’yla yatıp  kalkıyorlar.  Neymiş  efendim,   Elazığ’da deprem olmuş,  ölü ve yaralılar varken  Ekrem İmamoğlu Erzurum Palandöken dağında   çocuklarıyla tatil  yapıyormuş. “Niye Elazığ’da kalmıyor da  Palandöken ‘e  gidiyor?” diyorlar. Onlarca şehidin  cenaze törenine katılmayıp, düğün töreninde  şahitlik yapanlara bir tek laf ettiler mi? Bir hafta değil bir gün olsun gündeme getirdiler mi? Hayır. Keşke Sayın İmamoğlu Palandöken‘ e değil de İstanbul’a gitseydi. Çocuklarını bir hafta sonra götürüp  kayak yaptırsaydı. 
Şimdi de, önce bir yıllık denip sonra da  devamlı hale getirilen ve üstüne yatılan deprem vergisi gündemde. Toplanan verginin  nerelerde harcandığını soranlara ise, açıklamaya zamanlarının olmadığını söylüyorlar. Devleti yönetenlerin ilk vukuatı değil bu.  Bir zamanlar tasarruf bonosu çıkardılar sonra üstüne yattılar. Konut edindirme fonu kurdular paraları topladılar sonra kimse konut edinemedi. İşsizlik fonu dediler,  topladıkları paraları işsizlere veremediler. Varlık fonu dediler varlığı biz göremedik. Bu millet şu fon kelimesini duymak istemiyor artık. Tek Adam Cumhuriyetinde kimsenin soru sorma  hakkı yoktur. Eskiler ”Hikmet-i Hükûmetten sual olamaz. Padişaha hoş gelen kadın kocasından boş düşer”  derlermiş. Bunu  muhalifler bilmiyor mu? Hiç birinin ağzından “Biz iktidara geldiğimizde köprüler, yollar milletin parasıyla yapıldı, geçişler bedava olacak”  sözünü  duydunuz mu hiç? Bir gün  iktidar olduklarında, eleştirdikleri  bu vergileri, bu zamları kaldıracaklar mı? Hiç sanmam. Onlar da üzerine yatıp, bu tevekkülcü halkı soymaya devam edeceklerdir. Para konusunda “yoktur bir farkımız ama biz Osmanlı Bankasıyız“ diyen reklamı hatırlatırım size.  Bu güne kadar, Milletvekili maaşları gündeme geldiğinde muhalefet edenini  ben hiç duymadım. Ya siz ?
Her akşam  seyrettiğimiz programlarda  birbirinden güzide büyüklerimizin söyledikleri ile yaptıkları  çelişmiyor mu? Bir büyüğümüz diyor k i “FETÖ’nün siyasi ayağını arıyorsanız şu kanun teklifini verenlere bakınız. Sadece kanun teklifi verenler olsa üç beş kişidir. Ya bu kanuna evet diyenler, onaylayanlar, bu kanun teklifine itiraz etmeyip “Türk  adaletine güveniyorum“ diyenler. Yine Başbakan Hazretlerine gidip ”Burayı açmak vatana ihanettir” diyenler.   Buna rağmen, Başbakan açın dediğinde “Baş üstüne“ diyenler.
Şu televizyon programcıları var ya, hep aynı kişileri konuşturup, aynı kişilerin görüş ve düşüncelerine yer verip bizleri uyutmaktan başka bir şey  yapmıyorlar. 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık