• 15 Nisan 2021, Perşembe 10:10
MehmetOğultürk

Mehmet Oğultürk

AMA BİZ OSMANLI BANKASIYIZ

19 yy.’ın ikinci yarısında (Tanzimat’dan sonra) Osmanlı Devletinde bir çok alanda olduğu gibi para ve finans alanında da çok önemli değişimler olmuştur. Avrupa Devletleri ile ekonomi ve malî ilişkilerin geliştirilmesi sürecinde Bankacılık gelişmeye başlamış ve 1853 yılında  İngiliz sermayesiyle ( Ottoman  Bank) Osmanlı Bankası adıyla bir banka kurulmuştur. 1863 yılında bu banka Fransız ve Hollanda  sermayesi  katılımı ile  Bank-ı Osmanî-i Şahane (Banque İmpérial Ottomane) adını almıştır. Bu banka bankacılık faaliyetleri yanında, Osmanlı Devletinin Merkez Bankası işlevini de yürütmüştür. Ne zamana kadar? Cumhuriyetin onuncu yılı 1933 yılına kadar. Bu tarihten itibaren Cumhuriyet kendi Merkez Bankasını (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası)  kurmuştur. Bankacılık tarihimizin en uzun ömürlü Bankası olan Osmanlı Bankası, 2001 yılında Garanti Bankasıyla birleşerek varlığını  resmen sona erdirmiştir.

İşte bu bankanın halâ kulaklarımızda çınlayan bir reklam spotu vardı. “Yoktur birbirimizden bir farkımız, ama biz Osmanlı Bankasıyız!” Bu reklam spotunu bunca yıl geçmesine rağmen halâ hatırlamamız, ne kadar etkili ve gerçekçi bir spot olduğunu  ortaya koyuyor.

Ülkemizde Cumhuriyetin kuruluşundan sonra 1946 yılında çok partili siyasi sisteme geçince, değişik ad ve ideolojide partiler kuruldu. Bu partilerin sayısı her geçen gün artarak bu gün 101’ e ulaşmıştır. Her biri çok güzel programlar yazmış. Bu programlarda , Halkın refah ve mutluluğunu, güvenliğini, sağlığını, eğitimini en ince detaylarına kadar irdeleyip, iktidara geldiklerinde, neler yapacaklarını ifade etmişlerdir. Bir parti, “Dün dündür, bu gün bu gündür” sözünü siyaset  tarihine altın harflerle işlemiştir. Bir başkası “Anayasayı bir defa delmekle bir şey olmaz” ifadesini rahatça kullanmıştır. Anayasal kurumlardan hiç ses çıkmamıştır. Bir başkası da bir vergiyi bir yıllığına diye yasallaştırmış, sonra hükûmet olanlar da bunu unutup üstüne yatmışlardır. Bu  tatlı vergiyi almaya devam etmişler ve halâ da her yıl arttırarak almaktadırlar. Neredeyse yirmi yıldır bu vergi alınmaya devam edilmektedir. Devletin verdiği söz yerine getirilmez ise o devlete güven nasıl sağlanır?  Sonra biri çıkıp, “Ülkemizdeki üç Y ile (yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar) mücadele etmek için sizden iktidar istiyoruz” demiştir. Bu saf millet de bunlara inanarak ve güvenerek kendilerine iktidarı teslim etmiştir. Onlar da  sözlerinde durmadıkları gibi üç Y ile mücadele etmek bir yana üç Y ile adeta bütünleşmişlerdir.

 Şimdi, İktidara aday olanlar da her gün iktidarın yaptıklarından şikâyet etmekten, laf üretmekten, moda deyimle (zevzeklik) yapmaktan ve iktidarı meşrulaştırmaktan  başka bir şey yapmıyorlar. İktidara geldiklerinde yapacaklarından emin olmadıkları için açıkça biz şunu şöyle yapacağız;  meselâ “çiftçinin mazot ve gübre fiyatlarını indireceğiz, asgari ücretten vergi almayacağız, Tapuya değil, üretene prim vereceğiz, vatandaşın parasıyla yapılan köprü, tünel ve otoyollardan halkımızı ücretsiz geçireceğiz, halkımıza  kullanmadığı elektriğin, geçmediği köprünün parasını  ödetmeyeceğiz, sağlık ve eğitim hizmetini herkese ücretsiz vereceğiz, çevreyi kirletip doğayı zehirleyen, insan sağlığını tehdit eden termik ve termal santrallerini kapatacağız, 26.11.1999 yılında Dayanışma Vergisi adıyla ve bir defa alınmak üzere konulan , daha sonra da Özel İletişim Vergisi adıyla kalıcı hale getirilen vergiyi (Devlet sözünde durur diyerek)  kaldıracağız” diyebiliyorlar mı? Diyemiyorlar. Biliyorlar ki iktidara geldiklerinde onlar da bir bahanesini bulup, (enkaz devraldık gibi) aynen devam edecekler. Yolsuzluklara, dolandırıcılıklara, rüşvetçiliğe , adam kayırmacılığına , bu kişi bizdendir deyip tıpkı bu günküler  gibi göz yumacaklar ve  onlar da yalana devam edeceklerdir. Zira  bu ülkede, toplumun gözlerinin içine baka baka halka yalan söyleyerek onların  oylarını alabilenler, çok başarılı ve büyük politikacı sayılıyorlar. “Politika yalan söyleme sanatıdır” diye boşuna tanımlanmamıştır. Bu yüzden iktidara aday olanlar da tıpkı Osmanlı Bankası gibi bir reklam spotunu tekrarlayıp duruyorlar. Bu yüzden de oylarını bu günkü şartlarda bile artıramıyorlar. Milletin umudu olamıyorlar.

 “Yoktur birbirimizden bir farkımız, ama biz Osmanlı Bankasıyız.” 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık