• 11 Mart 2020, Çarşamba 9:22
MehmetOğultürk

Mehmet Oğultürk

YAYA YOLLARI

Milas, Ülkemizin en güzel ilçelerinden biri. Bir yazara göre, dağlarından yağ ovalarından bal akan bir ilçe. Bu yüzden tarihler boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, bir kent. Havasıyla, yağmuruyla, suyuyla tam da insanların yaşamak için aradığı yer. Başka İllerden bu ilçeye atanıp gelen ve emekli olduktan sonra, memleketine dönmeyen pek çok amir memur tanıyorum ben.

Çocukluk yıllarımda 8-10 bin nüfuslu küçücük, şirin bir kasabaydı. Köylerin çoğunun yolu yoktu. Olanların ise 4 kişilik jiplerden başka vasıtası yoktu. Köyümüzden İlçemize gelirken Gara Kaşın küçücük jipine kaporta üzeri dahil 20-30 kişi birden bindiğimizi hep hatırlarım. Bu jipler de, haftada bir gün köye gidip gelirlerdi. Yolu ve jipi olmayan köylüler, ulaşımı at, ya da eşek sırtında yaparlardı. İlçede, jiplerden başka Terzizade’nin şoförü Şükrü efendi ile Arap ağaların Ali İhsan’ın taksisinden başka araba da yoktu. Kamyondan düzme, yarı kamyon yarı otobüsler ile Yatağan Çine üzerinden Aydına kadar gidilirdi. Memurlar, müfettişler ve ormancılar köylere at sırtında, Jandarmalar ise yaya gidip gelirlerdi. Kaymakamlar bile, sadece yolu olan köylere Şükrü Efendinin taksisiyle gelirlerdi. Bu durum 60’lı yıllara kadar devam etti. Önce Anadol, sonra Murat 124 ve daha sonra da Renault 12 Türkiye yollarında göründü. Aracı olmayanların sayısı azaldıkça, daracık sokaklar, bu arabalarla dolmaya başladı. Oturulan binaların çoğu gelecek arabalardan haberdar değildi. Onlara uygun park yerleri yoktu. İlçenin nüfusu arttıkça araba sayısı da hem çeşitlendi hem de çoğaldı. İki termik santral ile Hava Limanının faaliyete geçmesiyle dışarıdan gelenler, kasabanın nüfusunu birden otuz-kırk binlere çıkardı. Nüfus arttı ama, sokaklar ve caddeler hep aynı kaldı. Zamanın yönetenleri biraz öteyi görme yeteneğine sahip değillerdi. Yeni açılan caddelerde, sokaklarda bile araç parkı sorunları yaşanacağını hesaplayamadılar. Araç sayısı her gün biraz daha artınca, park yeri yüzünden tartışmalar atışmalar yaşanmaya başladı.

Bu gün bu ilçenin en büyük sorunu nedir diye sorsanız, hemen herkes park yeri sorunudur der. Haftada üç gün kurulan pazarlara gidip gelmek, alış veriş yapmak tüketiciler için bir işkencedir. Gerek Salı Pazarı, gerekse Cumartesi Pazarı yakınlarına arabayla gidip gelmek mümkün değildir. Arabanızı park edecek yer bulmak marifet ister. Park yapılabilecek yerleri de satıcı esnafın araçları kapatır. Aracı olan tüketiciler de, esnaf da çareyi yaya kaldırımlarında buluyor. Gerçi bazı sokak ve caddelerde, yaya kaldırımları da yok. Örneğin Sanayi caddesinde, yaya kaldırımı hem var hem yok. Umut Sokakta, Seven Sokakta da yok. Okullarda sınavların yapıldığı gün bu sokaklarda oturanlar evlerine bile giremiyorlar. Gerçi yaya kaldırımları yeni moda; neredeyse asfalt yolla aynı seviyede. Üzerlerinde motosikletliler cambazlık yapıyorlar. Güya araçlar yaya kaldırımları üzerine çıkmasın diye alüminyumdan mamul bariyerler konulmuş. Bir dokunuşta kopan ve Belediyemize on binlerce liraya mal olan bu bariyerlerin işe yaramadığını görmüş olmalılar ki, yeni diktikleri bariyerleri sözde kaldırımdan 50 santim içeriye dikiyorlar. Bu nedenle yaya kaldırımı ifadesi yanlış. Biz yayaları asfalt seviyesinden yukarıya kaldırmıyor. Buralara yaya kaldırımı değil de yaya yolu desek daha doğru olur. Yöneticiler belki de park sorununu yaya kaldırımlarını yaya yolu yaparak çözmeyi düşünmüş de olabilirler. Öyle ise bu sokak ve caddeleri yaya trafiğine kapatsınlar daha iyi bir çözüm değil midir?

Yeteri kadar park yeri bulunmayan süpermarketlere, hastanelere, okullara, resmi dairelere, pazar yerlerine ruhsat vermesinler. Zira, mevcut otoparkları, bu yerlerde çalışanların araçlarına bile yetmiyor. Başka çaremiz yok diyebilirler. Peki siz yönetenlerin görevi çare bulmak değil midir? Bakınız Cumartesi günü Sanayi caddesinin haline. Yaya vatandaşlar yolun ortasında, arabalar yaya yolunda!..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık