• 23 Şubat 2021, Salı 10:43
MehmetOğultürk

Mehmet Oğultürk

DİKKAT SORUMLU ARANIYOR!

Bu hafta televizyon ekranları, sorumlu arayanlarla doldu taştı. Sorumlu olanlar şu mudur, bu mudur, kim dir? diye saatlerce tartışıp durdular. Kimisi sorumlu devlettir dedi. Kimisi harekât emrini verendir. Kimisi de emri yerine getiremeyendir dedi. Açıkça demeseler de bunu ima ettiler. Oysa, sorumluların kimler olduklarını onlar da bal gibi biliyorlardı. Bazılarının, sordukları sorulardan ve söylediklerinden sorumluyu bulduklarına, bildiklerine inanıyorum. Bu tip harekâtın çok önemli istihbarat çalışması sonucunda ve çok gizli olarak yapılması, başarısızlığın da hesaba katılması gerektiğini her asker çok iyi bilir. Ya da bilmesi gerekir. Onlara bu,  taa askeri okullarda öğrenci iken aldıkları Taktik ve Tabya derslerinde öğretilmeye başlanır. Çok iyi bir İstihbarat ve çok iyi bir durum muhakemesi sonunda, ne yapılması,  nelerin yapılmaması gerektiğini en ince detaylarına kadar tespit etmeden, görevlilerin dışında en yakın ve güvendiğin kişilere bile tek bir kelime söylemeden harekâta geçilmelidir. Eğer, birilerinden izin isterseniz, onların içinden de bilgiyi karşı tarafa bildirenlerin olabileceğini hesaba katmanız gerekecektir. Yakınına, hatta eşine bile nereye gidileceğini söylemeden gidilmelidir. Ve hatta karşı tarafı yanıltmak için, bir başka yerde göstermelik bir harekât da yapılmalıdır. Öyle mi yapıldı bilmiyorum. Şunu da unutmamalıyız. İstihbarat yalnız bizim tarafımızdan yapılmıyor ki.

Bize dost gibi görünüp, bizim yüzümüze gülenler, arkamızı döner dönmez gerçek niyetlerini belli ediyorlar.  Beyinlerinin arka planında ülkemizi bölüp parçalamak ve bizi Anadolu’dan sürme düşünceleri yatıyor. Bazen açıkça da söylüyorlar ama biz anlamıyoruz. Meselâ biz sizi Avrupa Birliğine alamayız çünkü siz Müslümansınız diyorlar. Buna rağmen, önlerinde 60 yıldır takla atıp duruyoruz. Her seferinde bir bahanesini bulup, “şunu da yaparsanız belki sizi aramıza alırız” diye uyutuyorlar. Merkel ne diyor? “Sizi ancak, imtiyazlı bir ortak olarak kabul edebiliriz. Yani, karar mekanizmalarına katılamazsınız, Avrupa’da  serbestçe dolaşamazsınız.”

Bakın dostlarım, Avrupa Birliği’nin bayrağında  tam on iki yıldız vardır. Bu yıldızlar, ABD’ nin bayrağındaki gibi üyelerin sayısını değil, İsa’ nın 12 havarisini temsil eder. Hıristiyan olmayan hiçbir ülke oraya kabul edilmez. Orası bir Hıristiyan kulübüdür. Nasıl olsa bir gün gireriz diye hayale kapılmayın.

Bu yüzden, onlardan bize doğru bir istihbarat gelmez. Biz kendi istihbaratımıza bakalım.

Bu nedenle, Emekli Tuğ.General Sayın Haldun Solmaztürk’ ün  düşünce ve kaygılarına katıldığımı ve  Onu gerçekten çok takdir ettiğimi ifade etmek  isterim. Ne var ki, böyle değerli komutanlarımızı bir bir saf dışı bıraktılar. Kimisini kumpas kurup hapse attılar. Kimisini emekli olmaya mecbur bıraktılar. Kimileri kahrından kanser olup öldüler, kimileri de onurlarından kendi canlarına kıydılar. Bunların yerine, kendilerine mutlak itaat edecek, muharip kıtalara hiç komuta etmemiş, terörle hiç karşı karşıya gelmemiş, terörün şiddetini yaşamamış, yanında şehit vermemiş subayları terfi ettirerek general amiral yaptılar. Kim yaptı bunları derseniz yukarıdaki satırlar arasında arayın bulursunuz. Sorumlu arayanlar, bu terfileri yaptıranları ve yapanları da sorumlular listesine almalıdırlar.

Çok kısa bir süre de olsa, subay yetiştirilmek üzere, askeri okullarda eğitim ve öğretim görmüş biri olarak diyorum ki, sorumluluk, görevi ifa edenlerden başlayarak emri veren son kişilere kadar gider. Zira, herkesin sorumlu olduğu bir alan mutlaka vardır. Bir harekâtın zamanlamasının ve gizliliğinin önemi çok büyüktür. Bu gerekçeyle, durum muhakemesinin çok iyi yapılmış olması gerekir. Artıların ve eksilerin çok iyi tespiti, düşmanın imkân ve kabiliyetlerinin, elindeki araç ve gereçlerin sayısının ve gücünün, bilhassa coğrafyanın çok çok iyi tetkik ve tespit edilmesi, karşı tarafın muhtemel hareketinin de dikkate alınması gerekir.

 Muhalefet Partileri, “Adalet ve Kalkınma Partisi, dolayısıyla R.T.E sorumludur” demek istiyorlar. Elbette onların da sorumluluğu vardır. Çünkü harekât emrini veren kararın altında, mutlaka onların da imzaları olmalıdır.

 Maalesef, kendilerini sorumlu hissedip, görevini bırakan çok az sayıda devlet adamına sahip bir ülkede yaşıyoruz biz . Hiçbir sorumluyu  bulamayız ve en sonunda bu işi Tanrı’ya havale ederiz. Bu işin fıtratında var. Kader bu diye avunuruz. Oysa, bir Avrupalı , yanında çalışan birinin kusurlu bulunması halinde bile, kendini sorumlu hissedip derhal özür dileyerek görevinden ayrılabiliyor. Bir Japon, görevini yerine getiremeyince harakiri yapıp hayatına son verebiliyor. Bizimkiler de öyle yapsın demiyorum ama hiç değilse bir Avrupalı gibi davransınlar ve onurlarıyla görevlerinden çekilsinler. Nerde! Çok ender de olsa, bizim ülkemizde de Necip Torumtay ve Işık Koşaner gibi paşalar bu cesareti  kendilerinde bulabilmişlerdir.

 Böylece,  haftalarca sorumlu aramak yerine, halkın güvenliğini, huzurunu, mutluluğunu ve refahını, dolayısıyla yaşamını kolaylaştıracak fikir ve düşünceler üzerinde , hep birlikte yoğunlaşma fırsatını bulalım.

Boşuna sorumlu arayıp durmayalım. Ortaya çıkmaz. Bir hafta ararız sonra unutup gideriz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık