• 09 Şubat 2021, Salı 11:04
MehmetOğultürk

Mehmet Oğultürk

PROFLAR

Televizyon ekranlarını, ne zaman açsam, karşımıza  çoğunlukla, uzmanlar,  stratejistler,  hukukçular, siyasetçiler, araştırmacılar en çok da  gazeteciler çıkıyor. ‘Bence’ diye başlayıp, saatlerce bir şeyler söylüyorlar. Bazılarının söyledikleri  bırakın  bilimselliğini, insana yararlılığını, incir çekirdeğini bile doldurmuyor. İzleyenlere yeni bir şey söylemiyorlar. Yeni bir yol, yeni bir yöntem sunmuyorlar. Herkesin bildiğini tekrarlayıp duruyorlar. Tam bir şey söyleyecekleri anda akıllarına yukarıdaki  geliyor ve lafı birden eğip, büküp bir başka yere götürüyorlar. Toplumun, neyi nasıl yapması ya da yapmaması gerektiğini  söyleyemiyorlar. Hemen hemen her programda aynı kişiler, bir gün bir kanala öteki gün bir başka kanala geçip, aynı fikirleri, aynı düşünceleri savunuyorlar.  Kendilerini bağlı hissettikleri siyasi partilere ve başkanlarına selam göndermeyi ihmal etmiyorlar. Tam bir hafta boyunca aynı konuda konuşup, tartışıp  duruyorlar. Taa yeni bir gündem ortaya çıkıncaya kadar.

Televizyonlar olmasa, ne kadar çok Üniversitemiz, ne kadar çok profesörümüz, bilim insanımız olduğunu bilemeyeceğiz.  Hemen hepsi çok güzel konuşuyor, laf üretiyor ama, insanlığa yararlı bir buluş, yararlı bir teknoloji ürettiklerini hiç duymadım. Başkalarının bulup, dünya insanlığına sunduklarını okuyup, makaleler yazarak, doçent, prof. oluyorlar. Güya, üniversiteler, bilim üreten, insanlığa faydalı yenilikler yaratan, birer ilim yuvalarıdır.  Tam  bir yıldır, bir aşı üretip, yurttaşı Çin’den gelecek aşı kuyruğuna  mahkûm olmaktan kurtaramıyorlar.

 Oysa, devletin kuruluş yıllarının ilk Sağlık Bakanı olan Dr. Refik Saydam, toplumun ?’i okuma yazma bilmezken, teknoloji ise bu günkü kadar gelişmemiş iken, araştırma geliştirme için hazinede beş para yokken, üç beş doktor ve teknisyen ile  Hıfzı Sıhha  Enstitüsünü  kurarak  ürettiği aşıları Çin’e satabilmiştir. Biz ise, O’nun kurduğu enstitüyü  kapattık. Şimdi, Çin’in ürettiği aşıya muhtaç ve mahkûm olduk. Ne acı değil mi?

 Covit 19 virüsü,  dünyada ve  ülkemizde ilk görüldüğünden beri, neredeyse bir yılı geçti, yirmi beş binden fazla  canımızı yitirdik. Bu kadar çok üniversitemiz, bu kadar çok profumuz varken  bir aşı bile üretemedik. Almanya’da aşı üretmeyi başaran  iki doktorun Türk asıllı olmalarıyla  övündük.   

Günümüzde, ordan buradan okuduklarıyla üç beş makale yazdı diye her önüne geleni pof.  yapıyorlar.  Sadece Tıp alanında değil. Hukukta da, Ekonomide de, Siyaset Biliminde de.

Her üniversitenin fakültelerinden hukukçular çıksa,  Boğaziçi’ndekiler gibi adalet için  ses verse ve mevcut yönetimi uyarsalar bugün adalet reformuna hiç ihtiyaç  duyar mıydık.  Ekonomistler, her üniversiteden uyarsalar, ekonomimiz dibe vurup aşı alacak paraya muhtaç olur muyduk. Siyaset Bilimciler, her üniversiteden siyasileri  uyarsalar, kınasalar karpuz gibi tam ortadan ikiye bölünür müydük?

Siyasilerimiz her salı, televizyon ekranlarından  birbirlerine  saygılı davranıp,  ağza alınmayacak küfürler savurmasalar, tehdit edip aşağılamasalar, her söze ve herkese saygı duyduklarını ifade etseler bu ülke yaşanır bir ülke olmaktan çıkar mıydı? Hoş, anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az.

Bilim insanları toplumun en önde gelenleridir. Söylediklerine inanılması ve uyulması, saygı duyulması, baş tacı edilmesi, kendilerine her yerde öncelik verilmesi gerekir. Hem değerleri bilinmeli, hem de aranır olmalılar.  Bu yüzden, Prof. luk makamı erişilmesi öyle kolay olmamalı. En azından kendi alanında, bilimsel yeni bir kanun, yeni bir teknoloji, yeni bir buluş sahibi olmalı. Yalnız ülkemizde değil tüm dünyada tanınır olmalı. Tıpkı Cristian Barnard , Louis Pasteur, Johannes Gutenberg, Galileo, Thomas Edison, Marie Curie, Alexandre Graham Bell, Marconi, İgor Sikorski gibi.

Bizde de Prof. olmaya hak kazanmış ve dünyaca tanınan  üç beş kişi var. Meselâ  Cahit Arf , Hulusi Behçet, Sinan Oktay ve Aziz Sancar gibi. Televizyon ekranlarına bakılırsa  ülkemizde  profesörden geçilmiyor. Bunların, teknolojiye ve bilime  ne kadar katkıları var, ne kadarını dünya bilim alemi tanıyor  bilemiyorum.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık