• 21 Eylül 2022, Çarşamba 9:55
MehmetOğultürk

Mehmet Oğultürk

BİZİM ECDADIMIZ

Ecdadımız diye gururlandığımız Osmanlı ailesinin aslında çok çeşitli ırklardan oluşmuş  kozmopolit bir aile topluluğu olduğu söylenebilir.  Biraz Türk, biraz  Arap, biraz Farisi, biraz Rus, biraz Helen, biraz Fransız, biraz İtalyan, biraz İngiliz,  biraz da  Sırp soyundan gelen insanların meydana getirdiği devletin  adına Türk Devleti denilemedi. Nitekim anası babası bizzat Türk soyundan gelen Osman Bey tarafından kuruluğu için, Osman Devleti yerine Osmanlı Devleti denilmiştir. Osman Beyden öncekiler Türk soyundan olduğundan batılılar Osmanlı Devletini de Türk Devleti olarak kabul etmişlerdir. Doğudan gelip önce Anadolu’ya sonra Avrupa’ya,  daha sonra da Kuzey Afrika ve Orta Doğu’ya genişleyen bu Devleti yönetenler kendilerini Türk olarak değil Osmanlı olarak adlandırmışlardır. Yani, Osmanlıların bir Türk Devleti olduğu bizzat Osmanlılar tarafından kabul edilmemiştir. Çünkü, devleti oluşturan toplumun ancak ’u Türk soyundan gelmekteydi. Devletin çoğunluğunu   Araplar, Farslılar, Rumlar, Arnavutlar, Boşnaklar,  Sırplar ve Ermeniler oluşturuyorlardı. Bu yüzden Osmanlı Padişahları kendilerini Türk saymazlardı. Türk olmakla değil Osmanlı olmakla övünürlerdi. Hatta Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim Osmanlılığı  öylesine benimsemiş ki Anadolu’ deki Türk soyundan ne kadar kavim ya da aşiret varsa hepsini kılıçtan geçirip sindirmiştir.

Neden? Osmanlı Devletini yöneten otuz altı padişahtan otuz dördünün annesi ya Sırp, ya Rus, ya Rum, ya Ermeni, ya Arnavut, ya İngiliz, ya Fransız ya da İtalyan idi.   İki yüz otuz beş vezirden 150 si dönme ve devşirmelerden (Türk ve Müslüman olmayan ailelerin çocukları),  85 i ise Türk ve diğerlerindendi.  Önemli mevkilere getirilenler hep devşirmelerden olurdu. Çünkü, onlar Enderun denilen saray okulunda eğitilirler ve her türlü eğitimi alırlardı. Türkler ise, Anadolu’nun dağlık ve kırsal bölümlerinde otururlardı. Okur yazar değillerdi. Bilimden, fenden ve sanattan bî-haberdiler. Ellerinden çobanlıktan başka bir şey gelmezdi. Bir de savaşlarda ölmek. Bu yüzden Osmanlıyı yönetenler hep dönme ve devşirmelerden olurlardı. En tanınmış dönme ve devşirmeler arasında Sokullu Mehmet Paşa, Mimar Sinan,  Rum Mehmet Paşa, Veli Mehmet Paşa, Yunus Paşa, Rüstem Paşa, kuyucu Murat Paşa, Pargalı İbrahim Paşa, Rum Zağanos Paşa bulunmaktadır.

Cambridge Üniversitesinde, Büyük Anneler ile torunlar arasındaki genetik bağlantıyı araştıran bir çalışma yapılmış. Bir anne kendi annesinden aldığı X kromozomunun % ini çocuğuna taşıyormuş. Buna göre I. Murat’tan itibaren tüm padişahların genlerinde  ¼  oranında anneannelerinin kromozomları vardır demektir. Son Padişah Vahdettin’in genlerinde de İngiliz anneannesinin kromozomları olduğu için İngiliz gemisiyle İngiltere’ye yani Anneannesinin yanına gitmesi çok doğaldır. Ne var ki, bizim yöneticilerimiz, İngiliz soyundan gelen bir Padişahı ecdadımız diye yere göğe sığdıramıyorlar. Eğer ecdatları Vahdettin ise, kendi genlerindeki kromozom sayılarını sorgulamaya hiç gerek yoktur.

Benim ecdadım, bellidir.  TOROS Dağlarında çobanlık yaparak yaşayan  Yörüklerdendir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Site en altı
yukarı çık