• 02 Mart 2020, Pazartesi 9:18
MehmetOğultürk

Mehmet Oğultürk

YALANCI

Bu ülkede sanki herkes, herkese yalan söylüyor. Hem de yıllardır. Bunda kuşku yok. Bu yalanlara inananların sayısı da hiç azalmıyor. Bu sayı arttıkça yalancıların sayısı da artıyor. Kim kime yalan söylüyor belli. Bu yalanlara inanalar da belli. Biri çıkıyor “Ey millet ben bir banka kurdum, adını da Çiftlik Bank koydum. Şu numaralı hesaba şu kadar para yatırın ki size inek olarak geri döndürelim. Ne kadar çok yatırırsanız o kadar çok ineğiniz olur. Süt, yoğurt ve peynire de para ödemezsiniz” diyor. Göstermelik inek bankasının açılışını da bir devlet görevlisine yaptırıyorlar ki inandırıcı olsun. Binlerce kişi bu fırsatı hiç kaçırmıyor. İnek sahibi olmak için birbirleriyle yarışıyor. Toplanan milyonlarca lirayı alan yalancı, yurt dışına tüyüyor. Ne inek geliyor ne de süt, peynir, yoğurt... Bizimkiler, aylar sonra uyanıyor; bizler dolandırıldık, mağdur olduk, devlet mağduriyetimizi gidersin diyerek televizyon ekranlarında boy gösteriyorlar.

Bir başka yalancı, “Ben emniyetten falanca komiser, sizin hakkınızda terör örgütüne yardım ve yataklık ettiğinize dair ihbar aldık, hakkınızda işlem yapılacak, bu işlemi durdurmak için amirlere, savcılara ve hakimlere şu kadar para verirsek, takibattan kurtulacaksınız” diyor. Bu telefonu alan vatandaş ise, gidip emniyete, böyle bir komiser var mı diye sormuyor, soluğu bankada alıyor. Ne kadar parası varsa çekip, belirlenen adrese giderek gelen kişiye istenen parayı teslim ediyor. Çünkü, düşünmek, soru sormak, araştırmak geleneği yoktur bu milletin. Her şey Allahtan’dır diye inanan halk, kendisinden emin değildir. Dolandırıldığını bir hafta geçmeden ya komşusundan ya da akrabasından öğreniyor.

Yine biri çıkıp, “Ben sizi bankadan arıyorum, hesabınıza şu kadar promosyon yatacak ama şifrenizi bilmiyoruz, bize şifrenizi söyler misiniz? diyor. Bir dakika deyip, sevinçle numaraları okumaya başlıyor bizim vatandaşımız. Sonra, bankaya gittiğinde, promosyonu bir yana bırakın, parasının tümü çekilmiş. Ah…Vah.. içinde önce banka müdürüne, sonra da dolandırıldım diye emniyete koşuyor.

Bir başkasını kandırarak ondan çıkar sağlamak ya da onu zor durumda bırakmak için iftira atmak çok kolay bu ülkede. Hayret ki, bu devirde, bu yalanlara inananların sayısı halâ ne kadar çok! Öyle olmasaydı, çiftlikte bir ineğim olacak diye, elindeki avucundaki parayı gidip yalancıya teslim ederler miydi? Bankadaki hesabıma promosyon yatırılacak diye hemen şifresini telefondaki kişiye söylerler miydi? Bizleri yönetenler yıllarca koltuklarında oturabilirler miydi? Yirmi otuz, hatta kırk yıl muhtarlık yapan, odalar ve sendikalar başkanlığı yapan, siyasal parti genel başkanlığı yapanlar olur muydu? Hani bir zamanlar, rahmetli Aziz Nesin’i Türk halkının `’ı aptaldır dedi diye mahkemeye verip, Türk Milletine hakaret suçundan yargılamışlar ve O da kendini savunurken “Keşke beni mahkemeye vermeseydiniz. Bu sözlerimi mahkeme kararıyla da tescillemiş olacaksınız.” demişti ya. Haklı değil miymiş? Yoksa, yalancılara inananlar, aldatılanlar, kandırılanlar, iftira atılanlar bu teknoloji çağında bu kadar çok olur muydu?

Yalan söyleyenler, aldatılanlar, kandırılanlar sadece halktan birileri mi? Devleti yönetenler yalan söylemiyorlar mı? Kandırıp, kandırılmıyorlar mı ? Zam yok deyip, bir hafta geçmeden zam(yeni adıyla ayarlama) yapanların, vergi kutsaldır, sizlere yol su elektrik olarak dönecektir deyip, geçenden bir akçe geçmeyenden beş akçe alalım diyenlerin, Çernobil faciasının bizim çayımıza zararı yoktur deyip televizyon ekranlarında çay içenlerin, verdiğiniz paralar size inek olarak dönecektir diyenlerden bir farkı var mıdır? ‘Dün dündür bugün bugündür’ diyenler, ‘seçimlerden önce zam yapacak kadar aptal mıyım ben’ diyenler, seçimler zamanında yapılacaktır deyip ertesi gün seçim kararı alanlar, dün küfrettiklerine bugün methiyeler düzenler, yalancı değiller midir ?

Demek ki yalancılık o kadar da kötü bir meziyet değilmiş(!) Bırakın bizleri yönetenler birbirlerini yalancılıkla suçlasınlar...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık