• 21 Nisan 2020, Salı 9:37
MehmetOğultürk

Mehmet Oğultürk

DEĞİŞİM

Bizim gibi toplumlarda bir şeyi değiştirmek, yeni bir yol aramak, yeni bir yöntem uygulamak çok zordur. Genellikle babamızdan, anamızdan gördüklerimizi bir yana bırakıp kendi görüş ve düşüncelerimizi uygulayamayız. Bir parti seçimini bile, kendi irademizle yapamayız. Tıpkı kendi dinimizi kendimiz seçemediğimiz gibi. Anamız babamız Muhammedi ise Müslüman, İsevi ise Hıristiyan, Budist ise Budist,  Musevi ise Yahudi dininden oluyoruz.

 Bir seminer için Fransa’ya gittiğimde, çeşitli ülkelerden gelen öğrencilerden oluşan bir sınıfta, Fransız hocamız “siz hangi dindensiniz?”  diye sormuştu. Kimileri hıristiyan, kimileri Hindu, kimileri Budist olduklarını söylemişlerdi. Sıra bize gelince , biz de müslümanız demiştik.  O günden sonra perşembe günleri bizim yemek yediğimiz salonu değiştirdiler. Çünkü, onlar perşembe günleri domuz etli yemek yiyorlarmış. Oysa, yabancı dilin kolayca öğrenilmesi için birlikte yemek yememiz gerekiyordu.  Hocamız  ise “Ben doğuştan hıristiyanım (Je suis Crétienne innée).  Zira, ben doğduğumda bana sen hangi dini istiyorsun diye sormadılar” demişti. Bu cümle beni  uzun uzun düşündürmüştü. O halde biz de doğuştan müslümandık. Öyleyse, daha mantıklı olduğu, insan yaşamını daha çok kolaylaştırdığı, koyduğu kuralların  bu dünyada uygulanıp uygulanamayacağı  bilinerek seçilmiş bir din  yoktur. Hepsi doğuştandır. Ne var ki, bu dinlerin ortaya çıkması  sırasında Musa’nın, İsa’nın, Muhammed’in yanında olup, onlarla birlikte olanlar hariç. Onlar doğuştan değil, bilerek, düşünerek karar verip, Peygamberlerin yanında yer almışlardır. Dinler doğuştan olup değiştirilemiyorsa, partiler de babadan olup değiştirilemiyor. Bir partinin icraatını beğendiği için değil, babasından devraldığı için, yıllardır aynı partiye oy veriliyor bu ülkede. Değişim hayal.

Şu corona virüsü yüzünden, dünyanın eskisi gibi olmayacağını, çok şeyin değişeceğini, bizim çağın liderimiz bile söyledi. Bu değişim Amerika’da,  Avrupa’da, Japonya’da, Çin’de  olabilir. Ama bizde umutsuz vaka. Bugüne kadar, bir yöneticimiz, siyasimiz,hatta muhtarımız, ben şurada hata yaptım, ben bu görevi layıkıyla yapamadım deyip,  koltuğunu kendiliğinden bıraktı mı? Dünyanın corona yüzünden çektiği sıkıntıyı ve korkuyu yaşamamıza rağmen, bilim kurullarının aldığı kararları, çağın liderimiz tarafından onaylanmadan  Sağlık Bakanımız dile getirebiliyor mu? Muhalefetin önerilerine, on yedi yıldan beri, bir defa olsun evet dediler mi? Kendilerinden daha bilgili, daha deneyimli başka birilerinin de olabileceğini kabul eden oldu mu? Belki uygar ve din etkisinden uzak, düşünen, soru soran, araştıran, fen ve teknoloji yönünden ileri gitmiş milletler için, değişimler olabilir. Yıllar önce, “Ben şahıslara karşı işlenmiş suçları değil, devlete karşı işlenmiş suçları affedebilirim” diyen çağın liderimiz, bu gün bir virüsü  bahane ederek, katilleri, hırsızları, dolandırıcıları, hapishanelerden boşaltmak için talimat vermiştir. Ben yanlış düşünmüşüm diyor mu? Kendisi gibi  düşünmeyen herkesi, hakaret edip aşağılarken, onu eleştiren en küçük bir söze tahammül edebiliyor mu? Kendini bulunmaz bursa kumaşı  sanmıyor mu ? Aramızda ne fark var ? Hepimiz insanız. Victor Hugo’nun dediği gibi;  belirsiz  bir süre için ertelenmiş, ölüm cezasına mahkûm değil miyiz? Bizde değişen bir şey olmaz. İktidarın da, muhalefetin de, bürokratların da, din adamlarının da, ben şurada yanlış yapmışım deyip görevi bırakan kaç kişi var? Ben yanlış parti seçmişim diyerek partisinden istifa ettikten sonra, benim yerim sine-i Millettir diyerek parlamentodan da istifa eden, (Murat Sökmenoğlu hariç) bir vekil gördünüz mü?  Duydunuz mu? Kendi  kurduğu ve başkanlığını yaptığı partiyi bırakıp, sövüp saydığı, hakaretler ettiği, hiçbir icraatını beğenmediği partiye duhûl olup, kükreyenler  yok mu bu ülkede? Demek ki, ülke değil, kişisel çıkar her şeyin üstünde. Bu nedenle, Corona  bizim ülkemizde  bir değişim yapamaz.  Boşuna umutlanmayın. Bin dört yüz yıl önceki düşünce ve yaşayışlar bu güne kadar değişmemişken, bundan sonra bu ülkede ne değişecek ?

Yargıçlar vicdanlarıyla karar verebilecekler mi? Savcılar Cumhuriyetin savcıları olabilecekler mi? Bürokratlar, sayın Bakanım yanlış düşünüyorsunuz, doğrusu bu olmalıdır diyebilecekler mi? Parlamentomuz, muhalefetin verdiği yasa tekliflerini ve önergelerini  bir defa olsun, bırakın yasalaştırmayı, gündeme  alabilecek mi? Devlet vergi üstüne vergi icat etmeyip, bütçe açıklarını tasarruf yaparak, halkın önüne mendil açmadan, kapatabilecek mi? Milletin parasıyla yapılan  yol, köprü  ve  tünellerden, bu millet parasız geçebilecek mi? Hiç sanmam. Değişen bir şey olmaz. Eski hamam eski tas. Boşuna uğraşma  Corona! Sen her ülkeyi değiştirirsin ama bu ülkeyi asla.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık